Dindar Kürtler / Perihan Yoğurtçu

0
1.560 views

 

İnsan, özünden taviz vermezse ancak kendisi olması mümkündür. Kendin olmazsan değere layık bulunmasın. Hiç bir yerde. Ve hiç bir zaman. Hiçbir millet yoktur ki farklı renklere sahip olmasın. Tekçilik insan fıtratına aykırıdır çünkü. Tekçilik, tüm farlılıkların zenginliğini ortadan kaldırır; faşist ve baskıcı bir zihniyet doğurur. Bir halkın aidiyetleri küçük, büyük, az, çok, eksik veya fazla demeden kıymetlidir. Değerlidir. Sınır sancılarının çekildiği şu dönemde, Kürtler kendi içinde din, ideoloji ya da parti tartışmalarından uzak durmalı; Böyle kritik bir zamanda dışarıya harcayacağı enerjiyi birbirleriyle harcamamalı! “Birbirinizle çekişip durmayın gücünüz elden gider düşmanlarınız üzerinize çöküverir.” (Enfal.34).

Bu noktada seküler &muhafazakar Kürtler kendi halkının hak temelinde birleşmeli farlılıkları çiçek bahçesi misali görmeli Bir bahçeye nasıl hizmet ediliyor, farklı güller ve çiçekler korumaya alınıyorsa o şekilde naif bir yaklaşım içerisinde olmalı Kürtler adına siyaset yapan tüm parti ve STK’lar. Zira farlılıklar Allah’ın vahyidir. Hucurat-rum-13-22:
‘”İnsan önce kendisinden başlamalı, zulme karşı koymaya. Allah’a teslim olmuşsa bir nefis, (birey) inandığı ilkeler bazında yaşarsa, ancak saygıya değerdir.”

Alemlerin sahibinin verdiği en doğal hakları elinden alınan bir halk, fakat bu haksızlık karşısında sessizliği seçen “Kürt Müslümanlar”. Bu suskunluk Ümmet bölünmesin diye mi? Ümmetin derdi ve tasası haklarından mahrum bırakılan Kürtlere kalmıştı öyle mi? Başka milletlere ağlayan göz, kendi milletine ağlamaz mı hiç? Söz konusu başka millettin hak ve hukuku olduğunda gösterilen ve emredilen yerde hazır ve nazır duyarlılığına sahipsiniz. İslam’ın gereği diyerek diğer milletlere ağlıyorsanız, kendi toprağınızdaki var olan zulme duyarsız kalmanın İslami ve insani olmadığını biliyor olmanız gerek?. Ümmeti bölmeme çabanız takdire şayandır. Ancak kendi halkınız için de aynı refleksi göstermeniz lazım. İslam’da yetimlerin (Mazlum) malına göz dikmenin ilahi emre aykırı olduğunu biliyorsunuz?..

Eşitsizce işleyen bir sisteme muhalefet etmek yerine özümsenme telaşesindeler. Oysaki Kürt Müslümanlar da her halükarda siyaset yapmalıdır ama, kendi asli kimlikleriyle/talepleriyle/ siyaset yapmalıdır. Mevcut yanlış sistemi değiştirmek için siyaset yapmalıdır, sistemi benimsemek ve köle olmak için değil… Bu sömürge sistemine karşı siyaset alanının dışında kalmaları kendi milletine yarar değil zarardır. Peygamberlerin hayatlarına baktığımızda, istisnasız bütün peygamberlerin ömürleri haksızlığa karşı mücadele içerisinde olmuştur. O nedenle Kürt coğrafyasında yapılan zulüm ve katliamlara karşı tavır almak, İslam’a aykırı değil bilakis ümmetin hak ve hukuk gaspını ve ümmetin bütünlüğü için siyasete dahil olmalarının gerekliliğini açığa çıkarır. Harlı bir ateşte yanan Ortadoğu’nun durumunda Müslümanların siyasetten uzak durmalarının etkisinin olmadığı söylenebilir mi?

Bunca kurban ve trajediye rağmen hala suskunsanız Şeriati’nin sözünü şuraya bırakıyorum: ’’Davranışlarınıza bakıp, Müslümanlığa özenen insanlar yoksa imanınızı gözden geçirin’’.

Kul Allah’a teslimiyet sözü verdiği taktirde zulme ve haksızlığa karşı tarafsız kalma hakkına sahip değildir.. Diline dinine bakmadan adaletsizliğe karşı durur, bu bağlamda Kürt Müslümanlar taraf olmak zorunda, ta ki gasp edilen hakları iade edilinceye, Kürtler özgürlüklerini kazanıncaya kadar.

Egemenin gözüyle kendi milletini analiz etmek ve egemenin bak dediği yerden bakmak, mazlumun yanında değil karşısında yer almak ve Erk’ten yana tavır almak doğru değil, ayıptır, zulümdür, günahtır. Dindar Kürtlerin yapacağı yegâne şey kendi kavminin talan edilen hak ve hukuku için çaba harcamaktır. Dinsiz ad ettiklerinizden kat be kat daha fazla mücadele içerisine olmanız gerekir. Ki ancak bu şekilde kendi milletinizin gözünde değer kazanasınız. Kendi halkına acımayan bir yürek, yakınını görmeyen bir göz, başka milletin acısını hissetmez. Erk’in yanında yer almak “Ruz’î Mahşeri unutmaktır.”
Ümmet dediğiniz dört ülke, yıllardır Kur’an’a aykırı davranmakta ve insan haklarına riayet etmemektedirler. İran’ın en ufak bir muhalefete, sese tahammülü yok ve hala insanları fikirlerinden dolayı dar ağacında sallandırmaktadır (dar ağacı derken iyimser olduk aslında; vinç). Suriye hakeza insanın en doğal haklarını alıkoymaktan hiç tereddüt etmedi/etmiyor. Türkiye desen onlardan aşağı kalır yanı yok. Müslüman kardeşiyiz dedikleriniz günah işliyor. Ve hala anlaşılmayacak bir biçim de Ümmet bütünlüğüne inanıyor, haksızlıkları görmezlikten geliniyor. “Kendisi için istediğini kardeşi için istemese iman etmiş olamaz” prensibi çerçevesinde doğru görülebilir mi bütün bu haksızlıklar? Bireyin hak ve hukukunu esas almayan bir sistemin yanında yer alan bir anlayış, İslam’ın ilkelerine aykırı ve sorgulamaktan uzak. Hak ve adaletten yoksun bir sistemi özümsemek /benimsemek vahiyden uzak bir anlayıştır.

Ortadoğu’nun ateş çemberinin içinde oluşunun belki de tek sebebi Müslümanlarının sürekli suçu başkalarında aramaları başsız ve fikirsizlikden başka bir şey değildir. Kur’an gibi muhteşem bir rehberimiz var ancak Müslümanların hali perişan. Özelde dindar Kürtler, genelde tüm Müslümanların tövbe edip zihinlerine bir format atmak lazım olduğu kanaatindeyim.

PERİHAN YOĞURTÇU

 

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir